Dönüşümlü Değişim
Özhan YILMAZ tarafından, İş Yönetimi kategorisi altında, Ağustos 30th, 2010 tarihinde gönderildi
Dünya değişiyor. Değişimin en büyük nedeni içinde yaşayan canlılar. Canlılar
arasında ise bu durumun tek sorumlusu insan. İnsan değişiyor ve çevresini değiştiriyor. Diğer canlılar ise doğanın ve insanın değişikliklerine ayak uydurmaya çalışıyor. Bu sürecin en büyük tetikleyicisi ve silahı “teknoloji”. Teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ki dünya bir adım arkasından ona eşlik ediyor. Bununla beraber insanlar değişiyor, dönüşüyor, başkalaşıyor, farklılaşıyor. Hangi kelimeyi kullanırsak kullanalım iki kısa zaman aralığında dahi aynı kalmamak zorunlu hale geliyor.
Bu süreç hizmet ve mal üretenler için de aynı şekilde işliyor. Bir zamanlar ne üretirse satanlar, şimdi üretmeden önce satmaya koyuluyor elindeki ürünü, satabilmek için ise kılık değiştirip, kendilerini “varlık sebeplerinin” yerine koyarak müşteri oluyorlar. Farklılık yaratmaya, farklı olmaya koyuluyorlar. Ve bu olaylar o kadar hızlı bir şekilde tekrar ediyor ki farklılık kısa bir sürede benzerliğe dönüşüyor. Benzerleriniz türüyor. Döngü çok hızlı bir şekilde başa sarıyor.
İşte bu süreç içerisinde ayakta kalmanın sırrı değişmek, hatta bu konuda bukalemun kadar yetenekli olmak belkide. Ancak bazen hızda yeterli olmuyor, değişimlerin etkileri ve kalıcılığı da en az hız kadar ön plana çıkıyor. Bazı durumlarda değişmek kısa süreli bir çözüm niteliği bile taşımıyor, sorunlara çözüm getirmiyor. Böyle durumlarda ortaya dönüşüm mecburiyeti
çıkıyor. Fiziksel bir olayın yeterli olmadığı yerde kimyasal bir reaksiyona ihtiyaç duyuluyor. Dönüşüm kimyasal bir başkalaşmayı temsil ediyor. Değişim ise daha çok fiziksel bir farklılaşmayı . Yani dönüşüm bir durumdan diğerine geri dönmemek üzere ya da geri dönülmesi zor şekilde transfer olmak, değişim ise mevcut üzerinde gerçekleşen kısmi farklılaşmalar olarak anlam kazanıyor. Yeni Dünya düzeninde her ikisine de ihtiyacımız var
. Özel sektör ve Kamu sektörü yapısal olarak dönüşüm gerçekleştirmeli. Tekdüzeleşen Dünya’da tırtıl olmak değil kelebek olmak gerekli. Değil koşacak, uçabilecek kadar hızlı ve aktif olmak şart. Sadece kendi ağacınızın yapraklarında değil, diğer bahçelerin çiçeklerinde dolaşacak kadar donanımlı olmanız gerekli. Olaylara yeri geldiğinde yukarıdan yeri geldiğinde ise yerinde müdahale edebilmelisiniz. Bunun yanında şirketler renk değiştirmeli bukalemun gibi. Anlık değişimlere anlık reaksiyonlar gösterecek kadar esnek bir yapıya sahip olmalı. O kadar hızlı değişmeli ki renkler, farklı bölgelerde ve iklimlerde kolay ayak uydurabilsin. Krizlere ve tehlikelere karşı hazır ve dayanıklı olabilsin.
Bu anlatılanların tam tersine mevcut işleyişe karşı kendi kabuğunuza çekilmeyi deneyip elinizdekiyle yetinmeye çalışabilirsiniz. Ancak bir
süre sonra kendi kabuğunuzu siz değil başkaları kırmaya niyetlenecektir. Bu duruma hazırlıksız yakalanmak sizin kabuksuz yaşama uyum sağlayamamanıza ve bir süre sonra ortadan kaybolmanıza sebep olabilir. Keşfedilmemiş pazarlar, el değmemiş kaynaklar bulmak eskisi kadar kolay değil. Keşfettiğiniz pazarda uzun süre tek kalmak ise neredeyse imkansız. Sürekli yeni pazarlar bulmak zor, o zaman mevcut pazarda her gün yeni bir oyuncu gibi davranmak gerekli. Bunu gerçekleştirmemizi sağlayacak olan ise değişim ve dönüşüm.
Değişim ve dönüşüm günümüz şartlarında, yaşadığımız evren için hayatta kalmanın başlıca kuralı. Değişimlerle günü kurtarabilir yarınları es geçebiliriz. Ancak bu günün de bir süre önce gelecekte bir zaman dilimini ifade ettiğini düşünürsek, günü kurtarmak yerine gelecek günlerin temellerini atmak için en uygun forma dönüşmeliyiz.
Değişim soğuk bir kış gününde yakılan ödünç odunlarla ısınmayı, dönüşüm ise o soğuk kış günüde kendi güneşine sahip olmayı sağlar.
Kurumsallaştıramadıklarımızdan mısınız?
Özhan YILMAZ tarafından, Hayat kategorisi altında, Nisan 15th, 2010 tarihinde gönderildi
Kıssadan Hisse…
Aile şirketleri hegemonyasındaki bir ülke. Ancak, sahip olunmayan kurumsallık kavramı dillerden düşmüyor. Hedef kurumsallaşmak, zihniyet ve çehre değiştirmek. Hedefe götürecek rol modelleri çok. Yani giyilecek elbise çok! Ama elbiselerin bir kısmı dar, bir kısmı bol, kalanların yarısı uzun, yarısı kısa. Bu işin bir terzisi var mı? Ucundan biraz daraltsak, biraz kısaltsak. Terzi çok ama kendi söküğünü dikemeyen cinsten. Ne yapalım? Kurumsallaşalım. Elbise olmuyor, üzerimize oturmuyor. Elbise olmuyorsa gerisine bakalım. Bu işin bir de aksesuarı, ayakkabısı, şapkası var. Eee soruyoruz şapka, aksesuar, ayakkabı elbisesiz ne işe yarar? Adam çıplak, şapka taksa ne olur? Biz yamayabildiğimiz yerleri yamayalım da gerisi elbet bir şekilde tamamlanır. Kurumsallaşacağız elbet ne yapalım? Yeni bir logo takalım şöyle en parlayan cinsinden elimize, boynumuza. İki slogan giyelim ayaklarımıza. Ses çıkartsın bastığımız yerde. Sesin nasıl çıktığının önemi yok. Kuru gürültü de olur. Ayakkabı ayakkabıdır. Hatta başkasından ödünçte alınır. Ne kaldı? Bir de şapka lazım kafaya. Kurumsal iletişelim diye. Çıkaralım şapkayı sallayalım, selam verelim diye. Aynaya baktık; çok yakıştı bu yeni ayakkabı, takılar ve şapka. Eee yetti gari kurumsallaşalım. Bir kendimizi gösterelim dosta, düşmana. Yazının devamını oku »
Hastalıklı Organizasyonlar
Özhan YILMAZ tarafından, İş Yönetimi kategorisi altında, Mart 19th, 2010 tarihinde gönderildi
Departmanlar işletme fonksiyonlarını yerine getirmek ve bu
sayede bağlı bulundukları şirketin amaçlarınıa ulaşmasını sağlamak için bir araya gelmiş profesyonellerden oluşur. Bu departmanların her biri bir diğer departmanın girdisini veya çıktısını oluşturur. Hedefe giden yolda maksimum etkileşim ve iletişim içinde bulunmaları gerekir. Bölümler arasında sağlanacak koordinasyon ve uyum firmanın hedeflerine ulaşmasını hızlandırır, aksi bir durum ise bu süreci yavaşlatabilir, hatta firmayı hedeflerinden dahi uzaklaştırabilir. Bu şekilde bakıldığında şirketin başarısı departmanların birbirleriyle ne kadar koordineli çalıştığıyla ve oluşan sinerjinin büyüklüğüyle doğru orantılı şekilde değişir. Yazının devamını oku »

Sosyal Ağlar