Hiç dinlemekten zevk aldığınız bir müzik tarzından bir anda nefret etmek
zorunda kaldığınız oldu mu? Ya da çok beğenip aldığınız bir elbiseyi sadece bir kez giyip kenara koymak zorunda kaldınız mı? Peki ya muhalif olduğunuz bir konuda sessiz kalıp kafa salladığınız? Eğer bu söylenenlerin birkaçını yaptıysanız diğerlerini de bir gün yapmak zorunda kalmanız kuvvetle muhtemel. Eğer hepsini yaptıysanız yenileri kapıda. Hiç yapmadıysanız ya çok yalnızsınız ya da öz güveniniz gerçekten çok yüksek demektir.
İnsanlar bulunduğu toplum içerisinde zorunlu olarak ya da kendi istekleriyle bir grubun üyesi olurlar. Hatta bir grup değil farklı mecralarda birçok grubun üyesi olabilirler. Peki neden bir grubun üyesi olma ihtiyacı duyarız? Öncelikle elde edeceğimiz maddi, manevi faydayı düşünürüz, yalnız olmanın verdiği güvensizlikten kurtulmak isteyebiliriz, grubun bize sağlayacağı statü ve saygınlık cezbedici olabilir. Kurduğumuz ilişkilerle kişisel gelişimimizi sağlayabilir, sosyal ihtiyaçlarımızı karşılayabiliriz ve en önemlisi grubun gücü sayesinde kendi başımıza ulaşamayacağımız hedeflere ulaşabiliriz.
Peki her üyesi olduğumuz grup içerisinde aynı şekilde davranabilir miyiz? Açıkçası bunu gerçekleştirmek çok zor görünüyor. Dahil olduğumuz her grubun kendi normları yani sizi gruba kabul etme şartları vardır. Eğer diğerlerinden farklı görünmek endişesi duyuyorsak, bu gruba gerçekten ihtiyaç duyuyorsak ve grup içerisinde aykırı üye olup tepki çekmek istemiyorsak bulunduğumuz topluluğa uyma davranışını sergileriz. Bu durumun adı da grubun insan üzerindeki etkisi ya da popüler kullanım şekliyle “mahalle baskısı” sonucu gruba uyma güdüsüdür. Bu uyma davranışı dahil olduğumuz grubun ortak amaçlarına ulaşmasında kendimizden tavizler vermemiz anlamına gelir.
Solomon Asch’in yaptığı “Uyma davranışı deneyi”, insanların dahil olduğu grupların onları nasıl etkilediğine dair çok güzel bir örnek teşkil ediyor.
Yedi kişilik bir grup içerisinde deneye hizmet eden 6 kişi (oyuncu) ve bir de
denek (kurban) bulunmaktadır. Yapılan şey, karton üzerine bir referans çubuğu çizmek ve yana çizilen 3 farklı seçenekten hangisinin bu çubuk ile aynı uzunlukta olduğunu gruptakilere sormaktan ibarettir. Kişilerin masada sıralanış şekli ise; başta 5 oyuncu, kurban ve son oyuncu şeklindedir. İlk soru sorulduğunda ilk 5 oyuncu doğru seçeneği tercih eder, kurban ve son oyuncu da. Buraya kadar herhangi bir sorun gözükmemektedir. İkinci soruda da herkes doğru yanıtı verir ve deneğin gruba karşı güveni pekiştirilir. Üçüncü soruya gelindiğinde ise artık deney başlamıştır. İlk 5 oyuncu yanlış olan şıkkı seçer. Kurban şaşkındır. Biraz duraksar, diğerlerine bakar ama doğru şıkkı seçer ardından son oyuncu da yanlış şıkkı seçer. Kurbanın kafası karışmıştır ve kendini sorgulamaya başlar. Dördüncü soru gelir ilk 5 oyuncu yine yanlış olan çubuğu seçer ve sıra kurbana geldiğinde düşünür, diğerlerinin seçtiği çubuğun uzunluğunun referans çubuğunun uzunluğundan farklı olduğunu düşünmektedir. Düşünür ve o da yanlış olan çubuğu seçer, hem de doğru olmadığını düşündüğü halde! Son olarak 7. oyuncu da yanlış olanı seçer. Deneğin inanmadığı bir cevabı sadece gruba uymak ve farklı gözükmemek için verme olasılığı, yani gruba uyma olasılığı bu deney için %32′ ler civarında. Eğitim, zeka ve kültür seviyesi düştükçe insanın gözle görülür bu kadar yalın bir gerçeği bile reddedebilme ve yanlış cevap verebilme olasılığı daha da artıyor. Deneyin biraz farklı bir versiyonunda gruba uyma davranışını arttıran özellik ise deneğin doğru cevabı vermesi halinde grubun diğer üyelerinin bakışlarını denek üzerinde yoğunlaştırması. Bu da deneği yanlış cevabı vermeye teşvik eden bir davranış ve baskı unsuru. Tam tersi olarak doğru şıkkı seçme olasılığını arttıran ve yanlış cevabı verme olasılığını %5′ lere kadar düşüren ise oyunculardan birinin denekle birlikte doğru cevabı vermesi. Bu durumda denek diğer oyuncudan güç alıyor ve doğru cevabı vermeye motive oluyor.
Bahsetmiş olduğumuz deney, grubun insan üzerindeki etkisini açık bir şekilde gösteriyor. Peki kendimizden taviz vermeden vakit geçirdiğimiz gruplar yok mudur? Elbette olabilir. Fakat genelde gün içerisinde bu gruplarla geçirdiğimiz vakti diğerleriyle geçirdiğimiz toplam süreyle karşılaştırıldığımızda bu zaman zarfının daha kısa olduğu görülür. Buna ek olarak irademiz dışında gruba uyma davranışımızın minimuma indiği bir diğer durum grup içerisinde lider konumda olduğumuz durumlardır. Lider grubun normlarının belirlenmesinde etkin rol oynar. Bu şekilde kendi tutum, zevk ve ihtiyaçlarına göre grubu yönlendirebilir. Lider olmadığımız durumlarda ise durum genelde aynıdır. Eğer düşüncelerimiz ve davranışlarımız grubun normatif inançlarına uyum
göstermiyorsa bir müddet sonra bağlı olduğumuz toplulukla ciddi çatışmalar ve kopmalar yaşanacaktır. Bu yüzden gruba uyma davranışını göstermemiz için yaptığımız fayda maliyet analizi sonucunda grupta olmanın getirdiği fayda, maliyetinden yüksek çıkarsa hiç beğenmediğiniz kırmızı pantolonu ertesi gün giyiyor olabilir ve hatta dinlemekten zevk aldığımız pop müzik bize bir eziyet gibi gelebilir. Doğuştan irademiz dışında dahil olduğumuz grupların üzerimizdeki etkisi ise daha düşündürücüdür. Mahalle baskısı denen hadisenin asıl yaşandığı ortam da budur. İçinde bulunduğunuz grubun üyeleri deneyde bahsettiğimiz gibi sadece bakışlarıyla değil, sözleri ve fiziksel temaslarıyla sizi kendi bildiğiniz doğruları savunmaktan ve yapmaktan vazgeçirebilir. Üzerinizde gölgesini, ensenizde nefesini hissettiğiniz bu baskı inandığınız doğruları yanlış kabul etmenize ve kendi iradeniz dışında bir kişiliğe bürünmenize sebep olabilir. Eğer bu gruba bağımlı durumdaysanız sizi daha zor günlerin beklediğini tahmin etmek güç değil.
Dahil olduğumuz grupların davranışlarımızı etkilememesi çok zor gibi gözüküyor. Sahip olduğumuz kaygılar grup normlarına uyma davranışımızı pekiştiriyor. Yalan söylememize ve kendimizle çelişmemize dahi sebep olabiliyor. Grup içerisinde seçimlerimizi yaparken kendi inançlarımızı ve grup normlarını karşılaştırarak bizim için daha önemli olan davranışı seçmeliyiz. Eğer bu seçim bizim grupla olan ilişkilerimizi etkileyebilecek bir seçimse ya kararımızı grup normlarına göre rasyonelleştirmeli ya da grup içerisinde ki üyeliğimizi tekrar gözden geçirmeliyiz. En önemlisi ise mümkün olduğu kadar kendimizden taviz vermeyeceğimiz ve kendimize daha uygun olan grupları tercih etmeliyiz. Son olarak şunu da unutmamalıyız ki dahil olduğumuz gruplar bugün hatta yarın bizim için iyi veya kötü referanslar oluşturabilirler.





#1 by R. Deniz Öner on 20 Aralık 2009, Pazar - 21:35
Grup etkisi üzerine çok başarılı ve öğretici bir yazı olmuş. Tebrikler…
Bu yorum FriendFeed üzerinde yapılmıştır.