Vasat İnsanların Ülkesi


Uzmanlık ve profesyonelliğin yokluğunda gerçekleşen yoksul işler artık bizleri tatmin etmekten çok uzak.  Mevcutla yetinmek ve başarının faniliğini unutmak genetik hastalığımız. Bunun sonucunda Türkiye sınırlarının dışına çıkamayan vasat işler ortaya koyuyoruz. uzmanlikÇağımızda farklı ve kaliteli ürünler ortaya çıkarmanın anahtarı olan iş gücünde uzmanlık ve profesyonellik nutukların değişmez sövleviyken, zihinlerde yer etmesi  hala çok uzak. Bunun sonucunda benzerleriyle rekabet edemeyecek vasat işler üretiyoruz. Artık kendimize dahi yetemiyor ve kendimizi avutamıyoruz.

Teknolojinin yakalanması zor hızı her gün önümüze yeni ürünler sunarken, ülkece bu yenilikleri sadece takip eden konumunda olmak can sıkıcı bir durum. Bu durum üretime ve inovasyona verilen önem artmadığı sürece vasat işler çıkarmaya ve teknoloji ithal etmeye uzun bir süre devam edeceğimiz anlamına geliyor. Gerekli teknolojiye ve donanımlı uzman inovasyonkadrosuna sahip olmamamız Çin, Japonya, Amerika, Hindistan gibi ülkelerin oluşturduğu inovasyon zincirinin içinde olmamıza fakat maalesef o zincirin bir halkası olmamamıza  sebep oluyor. Bu durum sadece üretim ve hizmet sektörüyle sınırlı değil. Sanatta, sporda ve sayamadığımız diğer alanlarda da durum farksız. Elbette bu branşlarda saman alevi başarılar yok değil. Ama kişilerin üstün gayretlerinin, şansının ve diğer bazı siyasal nedenler sayesinde kazanılan başarıları ülkeye mal ederek avutmaya çalışıyoruz kendimizi. Ne bu örneklerin başarılarından ders çıkarıyoruz, ne de bu örneklerin azlığından. Çabuk pes eden, elindekiyle yetinen ve çabuk unutan bir millet için şaşılacak bir sonuç değil aslında. Ne iş olsa yaparım zihniyeti egemen bir toplumda (ki bunun bir sebebi de fakirlik ve muhtaçlık) uzmanlık gerektiren işlerde sistematik ve düzenli bir başarı elde etmek ancak mucizelere kalmış demektir. Sonuçta ortaya bilimde, sanatta, sporda vs. vasat bir ülke çıkıyor. Ekonomik sıkıntıları bahane etmek bu durumlardan kaçışın en kolay yolu.(2. Dünya savaşı sonrası Almanya, Japonya v.b. ülkeler bu tezi çürüten en bariz örneklerden birkaçı).  Peki bizi bu durumu sürükleyen asıl sebep ne? Yozlaşmış zihniyet ve sahip olduğumuz kültürün zayıf yönleri vasat insanların ülkesi haline gelmemizin en önemli sebepleri.

Kültür üzerine yapılmış en kapsamlı çalışma (Bkz. Geert Hofstede), Türkiye’de yaşayan insanların kültürel açıdan güç mesafesi yüksek ve düşük bireyselcilik gösteren özelliklere sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır. Kültür Bu sonuçlarla kültürümüzün bir kaç özelliğinin; otorite kararlarına uyum, otoriteye ayrıcalıklar, sadakat gibi özellikler olduğunu görüyoruz. Bu tanımlamaların uygulamadaki karşılıkları uyum = otorite kararlarına koşulsuz itaat, otoriteye ayıcalık = torpil, yalakalık ve  sadakat = üstlerine,yakınlarına ve bulunduğu kurumlara bağımlı kişiler olarak ortaya çıkıyor. Kültürümüzün zayıf yönünü temsil eden bu ifadelerin sonucunda otorite kararlarına gösterilen uyumun sebebinin gücü elinde bulunduranların uzmanlığından değil, yetkilerinin gücüne dayandığını. Otoriteye ayrıcalıklar tanımanın yolsuzluk ve haksız kazanç olarak bizlere geri döndüğünü ve işin ehli insanların hak ettikleri pozisyonlara ulaşamamalarına sebep olduğunu. Bulunduğumuz kurumlara sadakatin korku ve kendine güven eksikliğinden kaynaklandığını, bunun sonucunda ise ortaya mevcutla yetinen vasat insanların çıktığını görüyoruz.

Yukarıda belirtilen konular ışığında vasat işlerimizi mükemmele dönüştürmenin yolu ilk olarak mevcut zihniyetin değiştirilmesi ve sahip olduğumuz kültürün kuvvetli yönlerinin zayıf yönlerine baskın çıkmasını sağlamaktır. Bu bireyleri azla ve mevcutla yetinen, Ağrı Dağı’na çıkmayı başarı sayan fakat Everest’i hayal edemeyen bir toplum olmaktan çıkarmakla başlayabiliriz. Yani başarının sonsuza giden bir merdivenZihniyet Değişimi olduğunu gören insanlar yetiştirmek bir başlangıç noktası olabilir. Çok çalışan ve çalışmakla harcadığı süreyi profesyonelleşme adına harcayan insanları yetiştirmekle sürece devam edebiliriz. Bunun sonucunda, bir çok yönüyle kusurlu, fakat uzman olduğu konuda kusursuz insanlardan oluşturduğumuz ekiplere önderlik edecek uygun yönetici ve liderler yetiştirerek kusursuz işler ortaya çıkarabiliriz. Yapılan kusursuz işlerin sayısını arttırarak ülke genelinde katılımı arttırabilir ve sınırlarımıza sığmayan işler ortaya çıkarabiliriz. Bu çabaları doğuracak ve gelişmesine destek verecek zihniyet akrabalarını mevcut görevlere getirmekte uzman değil toplumun her bir bireyini hemşehrisi görerek uzmanlaştıran bir zihniyet olacaktır. Yanlışı söylemekten değil söylememekten korkan, otoriteyi sorgulayan, örgüt şemasında yöneticisinin alt basamağında yer alan, fakat mevkisinin gücüne değil uzmanlığına saygı duyduğu yöneticisiyle yan yana çalışan kişilerin yetişmesi geleceğe daha umutla bakmamızı sağlayabilir. Bu uzman ve profesyonel bireylerin sayesinde kaliteli işlerin çıkması ve dünya arenasında sergilenmesi mümkün olabilecektir.

Günümüzün dinamik rekabet ortamında yerinde saymanın aslında gerilemek olduğunu ve rakiplerimizle aynı hızda hareket edemediğimiz sürece durumun farksız olacağını fark etmemiz gerek. Şu an için geriden geliyor olmamız öne hiç geçemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Önemli olan mevcut resmi tam olarak anlamamız ve kendimize uygun düşecek vizyonu belirlememiz. Bu sürecin anahtarı çalışmak, çalışmayı anlamlı kılacak olan ise modern ve bilimsel düşünce yaklaşımı olacaktır.

Kültür Araştırması: www.geert-hofstede.com

, , , , , , , ,

  1. #2 by Fatmanur Erdogan on 24 Şubat 2010, Çarşamba - 21:12

    nefis bir makale. ayrica power distance index kulturumuz hakkinda cok dogru bulgulari anlatiyor

    Bu yorum FriendFeed üzerinde yapılmıştır.

  2. #3 by Özhan Yılmaz on 25 Şubat 2010, Perşembe - 01:35

    Teşekkür ederim :) )). Bu araştırmanın çok çarpıcı sonuçları var. Mesela individualism index i düşük olan Türkiye gibi ülkelerde trafik kazalarının diğer ülkelere göre ciddi şekilde fazla olduğu gözlenmiş. Bu araştırma da bir yanlışlık olmalı !

    Bu yorum FriendFeed üzerinde yapılmıştır.

  3. #5 by özlem aclan on 28 Şubat 2010, Pazar - 19:38

    yine cok anlamli ve üzerinde durulmasi gereken bir konuya deginmissin,basarinin devamini diliyorum özhancim.

(yayınlanmayacak)