Kurumsallaştıramadıklarımızdan mısınız?


Kıssadan Hisse…

Aile şirketleri hegemonyasındaki bir ülke. Ancak, sahip olunmayan kurumsallık kavramı dillerden düşmüyor. Hedef kurumsallaşmak, zihniyet ve çehre değiştirmek. Hedefe götürecek rol modelleri çok. Yani giyilecek elbise çok! Ama elbiselerin bir kısmı dar, bir kısmı bol, kalanların yarısı uzun, yarısı kısa. Bu işin bir terzisi var mı? Ucundan biraz daraltsak, biraz kısaltsak. Terzi çok ama kendi söküğünü dikemeyen cinsten. Ne yapalım? Kurumsallaşalım. Elbise olmuyor, üzerimize oturmuyor. Elbise olmuyorsa gerisine bakalım. Bu işin bir de aksesuarı, ayakkabısı, şapkası var. Eee soruyoruz  şapka, aksesuar, ayakkabı elbisesiz ne işe yarar? Adam çıplak, şapka taksa ne olur? Biz yamayabildiğimiz yerleri yamayalım da gerisi elbet bir şekilde tamamlanır. Kurumsallaşacağız elbet ne yapalım? Yeni bir logo takalım şöyle en parlayan cinsinden elimize, boynumuza. İki slogan giyelim ayaklarımıza. Ses çıkartsın bastığımız yerde. Sesin nasıl çıktığının önemi yok. Kuru gürültü de olur. Ayakkabı ayakkabıdır. Hatta başkasından ödünçte alınır. Ne kaldı? Bir de şapka lazım kafaya. Kurumsal iletişelim diye. Çıkaralım şapkayı sallayalım, selam verelim diye. Aynaya baktık; çok yakıştı bu yeni ayakkabı, takılar ve şapka. Eee yetti gari kurumsallaşalım. Bir kendimizi  gösterelim dosta, düşmana. Zamanı geldi artık değil mi? Aman ne yapıyoruz? Çıkmayalım! Don, atletiz hala. O zaman kenarda duran, boyumuza olmayan kıyafetlerden birini üzerimize takalım, çıkalım. Ne de olsa dost başa bakar; şapka güzel, düşman ayağa bakar; ayakkabı güzel, üzerimize bakanın gözü kamaşır. Eee takılar parlak. Son bir soralım olduk mu kurumsal? Kem, küm… Elbette olduk kurumsal! Sokağa çıktık millet bize gülüyor, bizi gösteriyor parmakla. Çok mu kurumsal olduk ne? Yok, neden gülüyor bunlar? Kıskandılar mı ne? Bir aynaya bakalım, tedirgin olduk biraz. Bir de baktık o da ne? Üzerimizde bir şey yok. Kral çıplak hikayesi. Dalkavuk çok, işi bilen, doğruyu söyleyen yok. Yoksa kurumsallaşamadık mı ne?

Kurumsallaşma süreci zihinlerde ki köklü değişimle başlayan ve şirketin kültürünü baştan aşağı değiştiren bir süreçtir. Bu sürecin sonucunda firmanın fiziksel özelliklerinde de değişimler görülür. Bu değişimler sürecin amaç, araç fonksiyonları değil ancak destek fonksiyonlarını teşkil edebilirler.

, ,

  1. #2 by Pınar ŞİMŞEK on 16 Nisan 2010, Cuma - 00:00

    Ağzına sağlık Özhan arkadaşım, daha güzel ifade edemezdin sanırım.

  2. #3 by Burak Yılmaz on 16 Nisan 2010, Cuma - 12:18

    Hocamız olan Pr. Dr. İsmail Kaya ‘nın teşviği ile

    Teşekkür ederiz Özhan arkadaşım , en az diğer yazıların kadar güzel olmuş …

  3. #4 by Burak Yılmaz on 16 Nisan 2010, Cuma - 12:18

    Prof. Dr. olucaktı kaynamış arada :)

  4. #5 by Özhan YILMAZ on 16 Nisan 2010, Cuma - 13:34

    Aslında geç değil. Hala şansım var :) ))

  5. #6 by Özhan YILMAZ on 16 Nisan 2010, Cuma - 13:35

    Teşvikten yararlanmak lazım tabi…

  6. #7 by Özhan YILMAZ on 16 Nisan 2010, Cuma - 13:36

    Sağol Pınar. Ortak düşüncelerimizi en iyi şekilde ifade etmeye çalışıyorum.

  7. #8 by Züleyha TAVUKÇU on 13 Mayıs 2010, Perşembe - 11:47

    Türkiye’ deki çok önemli bir sorunu her zamanki gibi kinayeli ve kendine özgün anlatımınla dile getirmişsin. Güzel olmuş, eline sağlık.

  8. #9 by Özhan YILMAZ on 13 Mayıs 2010, Perşembe - 23:53

    Teşekkür ederim Züleyha.

  9. #10 by Murat on 23 Haziran 2010, Çarşamba - 09:06

    Güzel bir yazı Eline Sağlık.. İlk defa giriyorum websitene beğendim.

  10. #11 by Özhan YILMAZ on 26 Temmuz 2010, Pazartesi - 21:55

    Teşekkür ederim Murat.

  11. #12 by Özhan YILMAZ on 29 Temmuz 2010, Perşembe - 18:11

    Güzel bir yazı olmuş adaşım, ellerine sağlık.

(yayınlanmayacak)