Sadece Topkapı Sarayı’nda görebileceğiniz kaşıkçı elması göz kamaştırıcıdır. Sınırlı sayıda, 10 adet özel üretim Ferrari’yi görmek bile kalp atışımızı hızlandırır. Picasso’nun eserlerinden birine sahip olmak neredeyse imkansızdır. Bu nesneleri bu kadar değerli kılan en önemli sebeplerden biri ise teknik özelliklerinin yanında nadir oluşlarıdır. Nadir olmaları, onlara sahip olacak sınırlı sayıda insana da çeşitli ayrıcalıkların tanınmasını sağlayacaktır.
Bir şeyleri satmak, farklılık yaratmak her geçen gün daha zor hale geliyor. İnsanların beğenileri hızla değişiyor. Tüketici psikolojisi gelişiyor ve evrim geçiriyor. Tüketilen ürünlerin ikamelerinin fazlalığı tüketicilere tercih yapma ve kendince en kaliteli ürüne sahip olma fırsatı tanıyor. Daha zor hale gelen satış sürecinde firmalar farklı kanallara yöneliyor, farklı pazarlama stratejileri geliştiriyor. Bu sebeple fiziksel kanalların dışında ortaya çıkan internet ortamında dijital pazarlama ve satış uygulamaları son senelerde hızla önem kazandı. Tüketicileri ayağına getiremediği zamanlarda evlerine dahi gitmek zorunda kalabilen şirketler, artık o evlerin kapısını çalmadan internet aracılığı ile tüketicinin önündeki ekranda ortaya çıkıveriyor.
Son zamanlarda internet üzerinde satışta yeni bir dönem başladı. Kişilere özel, ucuz, sınırlı sayıda ürünü beğeniye sunan internet üzerinden satış siteleri. Yoğun ilgi gören bu sitelerin kullandıkları pazarlama yöntemleri ise
gayet sistematik. Bunlardan biri “Kıtlık Teorisi” olarak nitelendirilen (Bkz. Robet B. Cialdini) ve insanların ilgisini nadir bulunan mataryeller üzerine yoğunlaştığı temeline dayanan teori. Bu yöntem internet üzerinden satışa farklı bir çehre kazandırdı. Peki nasıl işliyor bu yöntem? Öncelikle alış veriş yapabilmek için siteye üye olma şartı seçkin üyelerden davet almanıza bağlı. Davet aldıktan sonra üye olduğunuz bu seçkin sitede sınırlı sayıda markanın, sınırlı sayıda ürününü, sınırlı sürede alma şansına sahipsiniz. Buraya kadar hazırlanan senaryoda potansiyel müşteriye özel olduğu duygusu aşılanırken, ardından sitedeki ürünlerin çeşidine ve sayısına getirilen kısıtlamalarla insanlara fazla düşünmeden satın alma baskısı ve psikolojisi yükleniyor.
Ürünlerin fiyatlandırmasında kullanılan yüksek görünümlü idirim oranları ve sezon sonu fiyatlar, toptan ve perakende mağazacılık anlayışında da sıkça kullanılan pazarlama yöntemlerinden. İnsanların üzerinde uyandırdığı algı bakımından gayet güçlü olan bu pazarlama taktiğinin hedef aldığı konu insanları özel olma arzusu ve kıt olan şeylere karşı olan tutkusu. Bir de fiyatlar makul seviyeye indirilirse insanların kıtlıktan çıkarcasına alışveriş yapması kaçınılmaz hale bile gelebiliyor. Kısıtlı sürede tedarik edebileceğiniz ürünlerden alabilmek için sabah erken saatlerde kalkıp kapıların açılışını ekranınız karşısında bekleyebilirsiniz. Burada dikkat edilmesi gereken husus: Karar verme sürecinin kısa olması sebebiyle müşterilerin
ihtiyaçları dahilinde olmayan ürünleri bile bu tür sitelerden tedarik edebilecek olmaları. Sunulan ürünlerin cazibesi ortada, ancak satınalma kararını anlık dürtülerimize bırakırsak kesemizi fevri olarak boşaltma kapasitesine sahip olduğumuzu deneyerek ve yanılarak bir kez daha öğrenebiliriz. İnternet üzerinden yapılan alışverişlerdeki en büyük riski oluşturan ürünün teknik özelliklerindeki aldatmaca ya da aldanma ve geri iade hususları giderek çözümlenebilir hale geliyor. Yakın bir zamanda internet mağazacılığının AVM mağazacılığının önüne geçeceği günleri görme şansımız çok yüksek.
İktisatçı ya da ekonomistlerin deyimiyle sonsuz ihtiyaçları karşılamamız bitmeyen bir süreç. Buna ek olarak sosyal psikoloji gün içerisinde aldığımız kararların %90′ını geçmiş deneyimlerimizden örneklemelerle otomatik olarak aldığımızı belirtiyor. Temel ve sonsuza giden ihtiyaçların karşılanması genelde karar alma sürecimizin otomatik kısmında. Bir şeyleri düşünmeden almamızı sağlayacak şey ise sunulan ürünleri bir şekilde bu %90′lık karar alma mekanizmamızın içine sokulmasından geçiyor.

Sosyal Ağlar